24 Mayıs 2016 Salı
ANLATILMAZLAR
Anlatılmazlar listenin en başında gelen bir duygu vardır. Hepimiz mutlaka tatmış, yaşamış, hissetmişizdir onu. Kimi zaman annemizin sıcak gülümseyişinde, bazen uzun zamandır sesini duymak isteyipte duyamadığımız bir arkadaşın sesinde, bazen okuduğumuz bir kitabın herhangi bir sayfasında bazen sevgiliyi anlatan bir ezginin huzur veren nağmelerinde ben buradayım der. Bu kaçınılmaz duygunun adı anlaşıldığı üzere sevme duygusudur. Sevgi ise onun tatlı meyvesidir. O meyveye ruhumuzun her zaman ihtiyacı olmuştur, olacaktır da. Tıpkı Şems'in Rumi'ye, Rumi'nin şemse olan ihtiyacı gibi.
Sevgi iki denizin oluştuğu yerde oluşan kıvılcım demektir bana göre kalbin duracakçasına atması demektir sonsuzu bulmuş gibi...
Sevgi anlatılmaz deyip anlatmaya çalışmaktır. Kalemin durmayıp sevgiliyi, ona hasret kalan kağıda nakşetmesidir sevgi. Sevgi konuşulan her şeyin, yazılan bütün şiirlerin sevgiliye çıkmasıdır. Yürüdüğümüz tüm yollarda ona gitmek, aldığımız her nefesi ona kavuşmak ümidiyle almaktır. Çünkü sevgi vazgeçilmez bir fedakarlıktır.
Sevgiliye olan sevgi anlatılmaz deriz ama bir sürü şey sıralarız. Anlatılabilir olsaydı neler dökülürdü yüreklerden ne çığlıklarla duyulurdu cihana. Çığlıklar atamayanlar susardı, tıpkı hamuşanlar gibi. Onlar da susarak sevgilerini haykırırlardı. Onlara göre de sevgi buydu.
Sevgi; sevdiğini suskunlukla da ifade edebilmekti.
CAN...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder